7.9.09
el yazısı olsun
Nerden geldik buraya?
BAL,
dide,
ece temelkuran,
el yazısı,
elif şafak,
yaredir sinede eski sevgili
6.9.09
bir şey soracağım. mümkün müdür?
sor ama şarjım bitebilir, dedi zat. bitti de şarjı. daha sormadan bitiverdi. hala yok şarjı. iki gün sonra açarsa telefonunu artık şarj etmiş olması benim için hiçbir anlam ve değer taşımayacak zira o mesajları avea daha fazla bekletmeyecek. yeniden atmaksa çok uzak bir kavram. bir kez yaparken bile adeta çile çektim iki kez aynı işkenceye tahammül edemem. sonunda o iyi adam olacak ben de salak kız olacağım suçlu da şarjı biten telefon olacak. çünkü zaten önceden söylemişti biteceğini şarjının, değil mi ya? şarj bitesiye dek sordun sordun, cevabını aldın aldın, yoksa biraz zor. gerçi sorasım da yok, acıklı bir sualdi aklımdan geçen. kalıba bile sokamadım cümleyi, öylesi trajik. evirdim çevirdim saatlerce. falcının dediği gibi, özel hayatıma ayıracağım zamanı derslerime ayırırsam çok başarılı olurum!
neyse, sonuç şudur ki: elimde kelimeleri belli ama hiçbir eki cuk diye yerine oturtulamamış soru olmaya aday cümle parçacıkları, şarjı bittiği için cevap veremeyecek bir adam ve cesareti yerlere yığılmış artık kendine acıyan bir zavallı ben varız.
ah telefon ah, neden bitti şarjın?
neyse, sonuç şudur ki: elimde kelimeleri belli ama hiçbir eki cuk diye yerine oturtulamamış soru olmaya aday cümle parçacıkları, şarjı bittiği için cevap veremeyecek bir adam ve cesareti yerlere yığılmış artık kendine acıyan bir zavallı ben varız.
ah telefon ah, neden bitti şarjın?
Nerden geldik buraya?
ah edip inlerim,
belki de şarjın bitti ya da biz bittik,
yaredir sinede eski sevgili
"şimdi bunlar geldi içimden"
Ne dinlesem ağlar oldum. Hele Şebnem Ferah, Katatonia ve The Cranberries...
Hep Babam Oğlum parçasını dinlerken "Bu şarkı kesinlikle benden bir şeyler anlatıyor ama bu aldatılmak meselesi uymuyor." derdim, o da uydu artık, şarkı fena can yakar oldu demek epeydir dinlemiyordum, iyi de ediyormuşum ya ne diyeyim, başladım ağlamaya.
Bir arkadaşım Facebook'ta Tonight's Music diye fotoğraf albümü açmış, onu görüp Katatonia açmalıymış gibi geldi nedense, yine ağladım.
Yolda giderken radyo dinliyorum, The Cranberries'den bir parça... Solistin sesi fena dokundu, hayır şarkı Zombie değildi, ama adını anımsamıyorum, galiba anısı vardı artık bilinçaltımın dipsiz sularında bir yerlerde, yolda da ağlanmaz ki.
Son iki gündür bana bir şeyler oldu. Zamanın birinde birisi "Neye baksan üzülüyorsun." demişti. Şimdi olsa cümlesini "Ne dinlesen ağlıyorsun." olarak değiştirirdi herhalde.
Tezer Özlü'yü sevme sebeplerimden birisidir bu şarkı mevzusu. Ne de güzel buluşmuşuz, nasıl da sanki gizlice anlaşmışız içimizden, konuşmadan Özlü'yle. Ondan daha iyi anlatamam bu derdi:
Hep Babam Oğlum parçasını dinlerken "Bu şarkı kesinlikle benden bir şeyler anlatıyor ama bu aldatılmak meselesi uymuyor." derdim, o da uydu artık, şarkı fena can yakar oldu demek epeydir dinlemiyordum, iyi de ediyormuşum ya ne diyeyim, başladım ağlamaya.
Bir arkadaşım Facebook'ta Tonight's Music diye fotoğraf albümü açmış, onu görüp Katatonia açmalıymış gibi geldi nedense, yine ağladım.
Yolda giderken radyo dinliyorum, The Cranberries'den bir parça... Solistin sesi fena dokundu, hayır şarkı Zombie değildi, ama adını anımsamıyorum, galiba anısı vardı artık bilinçaltımın dipsiz sularında bir yerlerde, yolda da ağlanmaz ki.
Son iki gündür bana bir şeyler oldu. Zamanın birinde birisi "Neye baksan üzülüyorsun." demişti. Şimdi olsa cümlesini "Ne dinlesen ağlıyorsun." olarak değiştirirdi herhalde.
Tezer Özlü'yü sevme sebeplerimden birisidir bu şarkı mevzusu. Ne de güzel buluşmuşuz, nasıl da sanki gizlice anlaşmışız içimizden, konuşmadan Özlü'yle. Ondan daha iyi anlatamam bu derdi:
"Radyoda şarkılar dinledim. Hiç bilmediğim için bana güzel gelen şarkılar. Hiçbir çağrışım uyandırmadığı için."
(Yaşamın Ucuna Yolculuk, S. 91)
"Orkestra 'Besame Mucho'yu çalmaktadır.
Yunanlı: Bu şarkıyı biliyor musun?
Kadın: Ne yazık ki bütün şarkıları biliyorum..."
(Zaman Dışı Yaşam, S. 25)
Nerden geldik buraya?
dökülmek döküm döküm saçılmak,
müzik hayatın anlamıdır,
tezer özlü
4.9.09
Fal
Fallara takmak. Evet böyle. Olup biten pek bir şey yok yaz mevsiminde malum, hep aynı klasik, Haziran'da 3 yıldır beni terk eden sevgilinin "yine mi terk edeceksin?" sorusuna inkarının 3 gün geçmesinden sonra terk edişi, bir süre üzülmek, yıpranmak, sonra illaki yapılması gereken işler çıkması, sınavdır, çeviridir, bir kaç yere gitmek, yine birinin evlenmesi vesilesiyle bir kaç günlüğüne kent değiştirmek, gördüğün kenti yine de seni terk eden adama anlatmakta ısrar etmek, temmuz ağustos'ta artık mesajları bırakmak, telefonları sağda solda unutmak, mesaj gelirse de avea mı vakıfbank mı diye heyecanlanmak, kongre için bir daha kent değiştirmek, yakın arkadaşları görmek, yine 8 yıldır olduğu gibi aynı yazlığa gitmek ve orda limitsiz zaman geçirmek, öyle ki günleri, saatleri karıştırmak, eylül'ün girişi, okulların açılmasını beklemek son 14 yıldır, bu yıl açılmak da bilmemesi zaten ve öylece beklemek! Beynin örümcek ağları bağlayıp ortalığı basan tozlardan hiçbir şeyi net olarak algılayamaması... Ve fallara takmak. Her şeyin bunca belli olduğu ve beklemekle geçen bir dönemde insanların size ilginç bir şeyler söylmesini beklemek bu sefer de.
Dedi ki: Falında Y harfi var. Aaaaa hem tabakta çıkmış hem bardakta!
Dedim ki: Yaaaa, yine demek? O da bir Eylül klasiği ama bu sefer epey yaklaşmıştık sona?
Dedi ki: Zaten o değil asıl kısmetin, arkada sisli bir at var, asıl kısmetin odur senin.
Düşündüm, kesin yine ayrılacağımızdan yine aynı Y çıkacaktır karşıma. Ya da gelecek yaz bir değişiklik olur? Hayır tabii ki de inanmadım yazdığıma.
Her şeye rağmen falın çıkmasını da isterim yine, bu sefer nasıl saçma bir sebeple son bulacak diye? Nasıl bir yalana inanıp seveceğim yine diye? Unutmak için de nasıl bir icat çıkaracağım acaba diye?
Merakla bekliyorum seni yaz 2010, arada olacakları görebilmenin tek yolu sana varmaktan geçiyor ne de olsa...
Dedi ki: Falında Y harfi var. Aaaaa hem tabakta çıkmış hem bardakta!
Dedim ki: Yaaaa, yine demek? O da bir Eylül klasiği ama bu sefer epey yaklaşmıştık sona?
Dedi ki: Zaten o değil asıl kısmetin, arkada sisli bir at var, asıl kısmetin odur senin.
Düşündüm, kesin yine ayrılacağımızdan yine aynı Y çıkacaktır karşıma. Ya da gelecek yaz bir değişiklik olur? Hayır tabii ki de inanmadım yazdığıma.
Her şeye rağmen falın çıkmasını da isterim yine, bu sefer nasıl saçma bir sebeple son bulacak diye? Nasıl bir yalana inanıp seveceğim yine diye? Unutmak için de nasıl bir icat çıkaracağım acaba diye?
Merakla bekliyorum seni yaz 2010, arada olacakları görebilmenin tek yolu sana varmaktan geçiyor ne de olsa...
Nerden geldik buraya?
dön dolaş yine bana gel,
fal,
yaredir sinede eski sevgili
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
