ilayda ismini yazıp aratan manyak kimse benimle temasa geçsin. hasta ruhlu musunuz arkadaşım? oha! şaşırtıyor beni okuyucu kitlem (ilayda'cığım, bizzat sen kendini arattınsa saygı duyuyorum, o başka.).
her neyse yani özetle neyi nasıl arattığımıza dikkat edelim gençler, görebiliyorum lan. sanılıyorsa ki sadece facebook kullanabiliyorum, yanılınıyor a canım.
15 yıl sonra filan ilkokul arkadaşımın gece 2:45'te, biz direneceğiz ama nereden başlayalım, demesi bir tek bana mı garip geliyor, sahiden garip mi?
sevgili İsa, sabahtan beri o kadar ilahi dinledim, bugün seni göremedim. sanki biraz ayıp oldu. ya da benim yaptığım ayıptır. bu işler nasıl işler bilmiyorum zira.
uyuyalım, geceleri işi olmayan insanlara bırakalım.
15.9.13
13.9.13
aaa gidiyor musun ya
biri için dünyayı yakma fikrine yaklaştığım şu günlerde 17 yaş sınırında dolaşıyorum sanki yaptığımız şeyler hiç olmamış da ben o yaşta durmuşum gibisinden şeylerle hayatımı komik bir hale getirerek 8 yıla bir kala ilişkimi bitirerek üzülmeyerek açıkçası üzülemeyerek çünkü üzülebilecek bir şey kalmayarak bir hafta gibi mucizevi bir sürede toparlanarak yahut öyle sanarak ama muhtemelen eskisi gibi üzülmenin yanına asla yaklaşamayacak bir halde sırf bana çay getirsin diye gülümsesin diye elimde eşyalarla yollarca yürüyüp çay içip İsaya benzeyen ne varsa ama en fazla 20 yaşında gösteren jesus christ adı neyse ben İsa diyorum artık ne yapayım evde oturacak gibi değil titriyorum ama bir günde ikiden fazla çay içerek nereye varılabilir tek başına nereye kadar boş boş oturulabilir ben de bilemiyorum belki malın teki ama bir tane daha çay ister misin dışında sesini duymanın hemen hemen hiç mümkün olmadığı aslında insanlar sustukça güzel belki böyle şeyler nasıl oluyordu unutmuşum bütün masa sandalye ne varsa çekip çıkardı yolun ortasına kadar geçebileyim diye ama konuşmuyor fakat konuşabiliyor biliyoruz da sadece konuşmuyor işte ama yavrucuğum hakikatten İsasın sen elden ne gelir Allaha ne Allah diyorum ne Tanrı Lord olmuş o artık tamam Liz ben İsaya seslendim de ayaklanıp gelmesini beklememiştim yok artık filan her gün gidemem ama gitmesem de olmaz gibi gidip ne konuşayım onu da bilmediğimden ben de konuşamıyorum durduk yere de sen kaç yaşındasın denmez ki her olaya da aynı tepki verilmez ki ne olacak bu mide bulantıları be çiçeğim mide bulantısının her türlüsünü yaşadım artık duygularımı mide bulantısının türünden ayırt edeceğim yakında sen düşün bugün de yom kippur günüymüş Yahudilikte pişmanlık dua ve oruç günü 13ü bir de ve cuma günlerden hayat bana hep ilginç zaten çünkü ilginç şeyler dikkatimi çekiyor sen ne kadar güzel bir şeysin muhakkak bir adın var da ne yahu o adın ne ne yaparsın ne okursun okur musun okur gibi duruyorsun onlar annen ve baban mı eylülde şehir dışındaki okuluna ve sevgiline mi döneceksin yoksa başka başka senaryolar mı yazabilirim senin masumiyetinin büyüleyiciliği sesinin titremesi konuşurken hani nadiren konuşurken bakışın gözlerime çekmeden gözlerini ne tatlı bir şeysin yahu kışın sahlebine tarçın serperdim yazın saçlarını toplardım sen sigaraya başlama ben bırakırım ne olacak ah be canım senin adın ne ya da bir bağlamda bu nasıl bir kendimi oyalama politikası belki de bitirilecek işlerle oyala kendini ne yapıyorsun bana mı öyle geliyor içeriden koşup geldin mi ya bu mühim bak gerçekten mühim zira öyle yaptın gibi biraz biraz da ben sana odaklandığımdan olsa gerek ama bir adın var orası kesin de ne ola ki
20.8.13
+waffle
düşünüyorum, vicdani olarak rahatlayabileceğim çok fazla nokta var. biz bunları konuşmuştuk. ileride bir gün mü şimdi mi? bak uyuyamadım. vicdani kaos mu neydi o? emedur aldım ulan. ne demek bu?
herkesin derdini dinleyerek çok süperim. gece evde tek başına kalmaksa ölüm gibi. fakat benim bunları görmem lazımdı. görmesem içim bu kadar rahat olmayacaktı. nerden geldi ki şimdi aklıma?
alakasız zamanlarda saçma sapan yerlerde abuk sabuk insanlar. sorulmasın.
ileride muhtemelen berbat bir hayatın olacak çünkü şu ana kadar işler yaver gitti ya da sen uğraştın ama kimse bununla ilgilenmez bilirsin ondan yine de kötü gitmesi gerektiğini düşünürler zaten herkese bir atarın var be canım.
saat ebesinin nikahı olmuş ben zaten açım.
yea.
ben aylar evvel içerenköy'de neden rakı içmiştim?
oha be canım bütün blogu mu okudun sen şimdi? hey maşallah.
herkesin derdini dinleyerek çok süperim. gece evde tek başına kalmaksa ölüm gibi. fakat benim bunları görmem lazımdı. görmesem içim bu kadar rahat olmayacaktı. nerden geldi ki şimdi aklıma?
alakasız zamanlarda saçma sapan yerlerde abuk sabuk insanlar. sorulmasın.
ileride muhtemelen berbat bir hayatın olacak çünkü şu ana kadar işler yaver gitti ya da sen uğraştın ama kimse bununla ilgilenmez bilirsin ondan yine de kötü gitmesi gerektiğini düşünürler zaten herkese bir atarın var be canım.
saat ebesinin nikahı olmuş ben zaten açım.
yea.
ben aylar evvel içerenköy'de neden rakı içmiştim?
oha be canım bütün blogu mu okudun sen şimdi? hey maşallah.
24.7.13
balıklar, ağaçlar ve sokaklar
Bach'ın French Suite'i çalıyor.
Derken seviyeyi yine yerlere indirip Yıldız Tilbe'den El Adamı'nı açıyorum. Çünkü öyle.
Saat de 4'e çeyrek var ha, dün de günün ilk ışıklarını görmüştüm uyumadan. Galiba Ramazan'la beraber oruç tutmasam da civardaki uyanık insanların varlığı beni uyutmayan, haydi suçu hep dışsal faktörlere atayım.
Gezi ile ilgili her konudan elimi eteğimi çektim gibi. Alsancak'a bile gitmiyorum. Genelde Bornova'dan çıkmıyorum hatta.
Taaa Lüksemburg'dan, Moldova'dan filan kart geliyor, bir İstanbul'dan mektup gelmiyor. Artık böyle şeyleri kafaya takarak yaşıyorum. Niye ki filan diyorum, onu düşünüyorum. Şu kadar söyleyeyim, böylesi en güzeli.
Zaten bu saatte kimseye akıl fikir ofisi olmuyorum, boş ver.
Ne yazacaktım ben?
Bak şimdi canım, yıllar önce demiştim ki, yazın melankoliden beslenir. Yani tam olarak böyle değildi de böyle bir şeydi. Şimdi de şuna genelliyorum, yazın problemden beslenir.
Bizim müthiş bir 69 ülkesi projemiz var, bakalım.
İyelik ekleri, aşırı genellemeler, ona buna laf çarpıtmalardan başka bir bokla dolu olmayan şu yapıp ettiklerimin ne manası var? Yok. Yine de işte geçicilik güzelim. Ne var ne yoksa geçicilik. Son günlerde dönüp dolaşıp buraya bağlamaktayız. Üç tane kadın, başka bir derdimiz yok. Sadece bu geçicilik iyi geçsin işte. Bu bile ayar yemeye sebebiyet verebiliyor. Yani işte sürekli bir şeyleri yanlış yapıyorum ama neden yanlış olduğunu bilemiyorum. Sonra sisteme bir düzeltme inputu giriliyor birileri tarafından, o şekilde devam ediyorum. Bunları takacak değilim derken aslında ne çok taktığımı da gösteriyorum ya, o da neyse.
Öfff, seni de severler. İkinci defa. Üç olmamasını umuyorum. Allah'ın hakkı üçtür, kulların hakkı kaçtır?
Uykum varken yazmak çok güç. Israrla devam ediyorum. Saat 4'ü 5 geçmiş bu arada.
Ceylan Ertem'in Soluk albümü bu saatte dinlenmemeli.
Ya, vallahi eskiden olsa ohooo da şimdi hiç uğraşamayacağım.
Gideyim ben.
Ömrümün bilmem kaç yılını intiharla ilgili her şeye verdim. Geçen Liz bir akşam yemeği yiyecek olsam kimi tercih edeceğimi sorunca aklıma ilk Kurt Cobain geldi. Bence artık konuyu değiştirmeli. Ne diyordu Zeynep, hah, İskandinav Cazı.
Goncacığım, hayat hep özlemeklerle dolu. Çok iğrenç bir şey bu. Dün gecenin 5'inde sana sarılmak istedim. Zaten sen, Zeynep, Eda, Yusuf ve Onur. Bir yere gitmeyin artık ya. Çok yorucu oluyor. Bu bencilce söylemleri her birinizden çok kere duyduğum için kendimde bu hakkı bulmuyorum diyemeyeceğim. Anlaşıp hepimizin mutlu olabileceği bir kente taşınabilirsek müthiş olurdu. İşte bunlar da ayrı saçma sapan fikirler.
İnsanlar abuk sabuk dünya rekoru kırıyorlarsa televizyonda yani n'apsam da az gibi.
İyi madem ya.
Derken seviyeyi yine yerlere indirip Yıldız Tilbe'den El Adamı'nı açıyorum. Çünkü öyle.
Saat de 4'e çeyrek var ha, dün de günün ilk ışıklarını görmüştüm uyumadan. Galiba Ramazan'la beraber oruç tutmasam da civardaki uyanık insanların varlığı beni uyutmayan, haydi suçu hep dışsal faktörlere atayım.
Gezi ile ilgili her konudan elimi eteğimi çektim gibi. Alsancak'a bile gitmiyorum. Genelde Bornova'dan çıkmıyorum hatta.
Taaa Lüksemburg'dan, Moldova'dan filan kart geliyor, bir İstanbul'dan mektup gelmiyor. Artık böyle şeyleri kafaya takarak yaşıyorum. Niye ki filan diyorum, onu düşünüyorum. Şu kadar söyleyeyim, böylesi en güzeli.
Zaten bu saatte kimseye akıl fikir ofisi olmuyorum, boş ver.
Ne yazacaktım ben?
Bak şimdi canım, yıllar önce demiştim ki, yazın melankoliden beslenir. Yani tam olarak böyle değildi de böyle bir şeydi. Şimdi de şuna genelliyorum, yazın problemden beslenir.
Bizim müthiş bir 69 ülkesi projemiz var, bakalım.
İyelik ekleri, aşırı genellemeler, ona buna laf çarpıtmalardan başka bir bokla dolu olmayan şu yapıp ettiklerimin ne manası var? Yok. Yine de işte geçicilik güzelim. Ne var ne yoksa geçicilik. Son günlerde dönüp dolaşıp buraya bağlamaktayız. Üç tane kadın, başka bir derdimiz yok. Sadece bu geçicilik iyi geçsin işte. Bu bile ayar yemeye sebebiyet verebiliyor. Yani işte sürekli bir şeyleri yanlış yapıyorum ama neden yanlış olduğunu bilemiyorum. Sonra sisteme bir düzeltme inputu giriliyor birileri tarafından, o şekilde devam ediyorum. Bunları takacak değilim derken aslında ne çok taktığımı da gösteriyorum ya, o da neyse.
Öfff, seni de severler. İkinci defa. Üç olmamasını umuyorum. Allah'ın hakkı üçtür, kulların hakkı kaçtır?
Uykum varken yazmak çok güç. Israrla devam ediyorum. Saat 4'ü 5 geçmiş bu arada.
Ceylan Ertem'in Soluk albümü bu saatte dinlenmemeli.
Ya, vallahi eskiden olsa ohooo da şimdi hiç uğraşamayacağım.
Gideyim ben.
Ömrümün bilmem kaç yılını intiharla ilgili her şeye verdim. Geçen Liz bir akşam yemeği yiyecek olsam kimi tercih edeceğimi sorunca aklıma ilk Kurt Cobain geldi. Bence artık konuyu değiştirmeli. Ne diyordu Zeynep, hah, İskandinav Cazı.
Goncacığım, hayat hep özlemeklerle dolu. Çok iğrenç bir şey bu. Dün gecenin 5'inde sana sarılmak istedim. Zaten sen, Zeynep, Eda, Yusuf ve Onur. Bir yere gitmeyin artık ya. Çok yorucu oluyor. Bu bencilce söylemleri her birinizden çok kere duyduğum için kendimde bu hakkı bulmuyorum diyemeyeceğim. Anlaşıp hepimizin mutlu olabileceği bir kente taşınabilirsek müthiş olurdu. İşte bunlar da ayrı saçma sapan fikirler.
İnsanlar abuk sabuk dünya rekoru kırıyorlarsa televizyonda yani n'apsam da az gibi.
İyi madem ya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)