dördüncü güne filan geçtiğimi düşünüyorum ama hala aynı gündeyiz. bugün dünya yavaş dönüyor gibi geliyor. happily married to her job.
siktiğimin depresyonu girecek delik arıyor. kaptan sağa çek, ya da çekme zira sağ neresi kaybettik hep beraber.
şu işe gelememe gelince gidememe diyalektiği nasıl son bulur?
odaklanma sorunu yaşıyorum.
hiçbir işi bitiremiyorum ve bitiremedikçe işlerin sayısı yükseliyor haliyle.
kimseler görmeden yar oy
gönülden gönüle
gizli gizli
paslı iğne yürür kalbe
bok.
5.12.17
28.11.17
ve saire
Dönüp bakıyoruz geçmiş olanda izlerimizi arıyoruz ama çok gülüyoruz ha çok ağlanacak şeylere çok gülüyoruz komik olan komik olsa gülerdik.
Bazı yazarlara hayatımın sonuna dek hayran olacağım, Demirhan Tanık vardı ona noldu? Paris'e okumaya gidip büyük girişimci olmuş thanks to Google. Halbuki güzel yazardı.
Zaten Salinger da ölmüş şu hayatta hikayesini dinleyecek kaç kişi kaldı;?
Bazen Muse>Placebo şimdi ne yalan söyleyeyim. Ben gitmem ama idealizm öldü çok oldu yedik onu biz sonra gömdük.
Bazen Büyükpark'taki çimenlerde oturursun ama başka başka zamanlarda başka başka insanlarla bazen de yalnız. İşte öyle bir şey.
Ne Semiha beni tanır ne ben semi ha.
Asla sensiz yapamamcılığın fanları fanzin çıkarsa çok satardı. Yine de ben uzun süreli düşünemiyorum, olmuyor. O yüzden eve gidip Ufak Tefek Cinayetler izleyerek düşünebilenleri takdir edeceğim.
Bavul, Davul, Savrul gibi şeyler okumuyorum, popolarizme karşıyım. Zaten Leman'da da çok kötü paçanga böreği yapıyorlar, o kadar olsun.
Ben hep İzmirizm sen İstanbul'un iki yakasına bir köprü daha inşaa et. Belki böylece yükselir cehapeli teyzeler. Yükselir de arşa değer belki başın, belki de değmez. Neticede boy 1,59 60 bile değil.
Ne bohemdik biz Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı diye çalan okul zilimiz de bunun kötü bir taçlandırıcısıydı. Halbuki umarsızca sigara içip bilmem kaç yıllık Fransız şarabını küfrederek içecek ortam bulsak korkar kaçardık, gençlik işte.
Osman Aga neden sabahara dayanamıyorsa bana da aynısından barmen. Herkesin yüklenme kapasitesi farklı sonuç itibariyle, ya da söz konusu olan itibardır, meseleyi çok anlayamadım.
itibarsızlaştıramadıklarımızdan mısınız? En uzun eksiz kelime Çekoslavakya mı şu koca dilde? Abdurrahman da 11 harfli ama kimse Abdurrahmanlaştıramadıklarımızdan mısınız demiyor. Bu Abdurrahmanlara yapılan bir ayıp ve komplo teorisidir desek de bir harfle bu savaşı kaybettiğini ama aslında çeklerle slovakların hükmen malup olduğunu da iddia edebileceklerini söylememiz de yanlış olmaz.
bunun gibi şeyler.
Bazı yazarlara hayatımın sonuna dek hayran olacağım, Demirhan Tanık vardı ona noldu? Paris'e okumaya gidip büyük girişimci olmuş thanks to Google. Halbuki güzel yazardı.
Zaten Salinger da ölmüş şu hayatta hikayesini dinleyecek kaç kişi kaldı;?
Bazen Muse>Placebo şimdi ne yalan söyleyeyim. Ben gitmem ama idealizm öldü çok oldu yedik onu biz sonra gömdük.
Bazen Büyükpark'taki çimenlerde oturursun ama başka başka zamanlarda başka başka insanlarla bazen de yalnız. İşte öyle bir şey.
Ne Semiha beni tanır ne ben semi ha.
Asla sensiz yapamamcılığın fanları fanzin çıkarsa çok satardı. Yine de ben uzun süreli düşünemiyorum, olmuyor. O yüzden eve gidip Ufak Tefek Cinayetler izleyerek düşünebilenleri takdir edeceğim.
Bavul, Davul, Savrul gibi şeyler okumuyorum, popolarizme karşıyım. Zaten Leman'da da çok kötü paçanga böreği yapıyorlar, o kadar olsun.
Ben hep İzmirizm sen İstanbul'un iki yakasına bir köprü daha inşaa et. Belki böylece yükselir cehapeli teyzeler. Yükselir de arşa değer belki başın, belki de değmez. Neticede boy 1,59 60 bile değil.
Ne bohemdik biz Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı diye çalan okul zilimiz de bunun kötü bir taçlandırıcısıydı. Halbuki umarsızca sigara içip bilmem kaç yıllık Fransız şarabını küfrederek içecek ortam bulsak korkar kaçardık, gençlik işte.
Osman Aga neden sabahara dayanamıyorsa bana da aynısından barmen. Herkesin yüklenme kapasitesi farklı sonuç itibariyle, ya da söz konusu olan itibardır, meseleyi çok anlayamadım.
itibarsızlaştıramadıklarımızdan mısınız? En uzun eksiz kelime Çekoslavakya mı şu koca dilde? Abdurrahman da 11 harfli ama kimse Abdurrahmanlaştıramadıklarımızdan mısınız demiyor. Bu Abdurrahmanlara yapılan bir ayıp ve komplo teorisidir desek de bir harfle bu savaşı kaybettiğini ama aslında çeklerle slovakların hükmen malup olduğunu da iddia edebileceklerini söylememiz de yanlış olmaz.
bunun gibi şeyler.
18.10.17
Yavaş Yavaş Eriyorduk ve Trenler Mazgallarda İlerliyordu
50-60 kişilik sınıfa ders anlatmak.
Ha bir dosta mektup yazmışsın ha blog yazmışsın aynı derecede cevap alıyorsun.
Soruyorsun, cevap yok, soruyorsun, cevap yok. Maddenin yapı taşını sorduğun filan yok ha, yetkinlik yeterlilik yetenek beceri, kavramları sizce nedir? Soru bu. Yanlış, saçma, tuhaf, komik olabilir, önemli değil, beraber düzeltir beraber güleriz diyorsun, cevap yok. Tamam bunu bırakıp ne konuşmak isterseniz onu konuşalım, bir sorun mu var? diye soruyorsun cevap yok. 50-60 kişi sadece bakıyor. Hasta olduğunuz için mi? Son bahar günlerini sınıfta geçirdiğiniz için mi? Asistan olduğum için mi? Sevgilinizden mi ayrıldınız? Evde çamaşırlar yıkanacaktı o mu kaldı? Yok. Ne evet ne hayır. Babamın dediği gibi "Duvara anlatsam en azından yankı yapar." Diyorum ki, kendini anlatabilme yeteneği sizde yok sanırım, çıkıp da hocam sen ne diyorsun diyen bile yok.
Bütün bu yokluk içinde bu kişilere herhangi bir şey anlatma ve öğretme isteği içimde hiç mi hiç yok. Böyle bir sistemde insanın kendini ilerletmesi, bir kitap daha okuması, bir resim daha yapması, kendini müzikle, dansla ifade etmesi ancak kendini eğlendirir. Daha fazla farkındalık, daha fazla insanla kesişme, daha fazla görme, daha fazla duyma ancak benim için daha fazla öfke ve öfke ve hayal kırıklığından ibaret.
Ay lav evribadi.
Ha bir dosta mektup yazmışsın ha blog yazmışsın aynı derecede cevap alıyorsun.
Soruyorsun, cevap yok, soruyorsun, cevap yok. Maddenin yapı taşını sorduğun filan yok ha, yetkinlik yeterlilik yetenek beceri, kavramları sizce nedir? Soru bu. Yanlış, saçma, tuhaf, komik olabilir, önemli değil, beraber düzeltir beraber güleriz diyorsun, cevap yok. Tamam bunu bırakıp ne konuşmak isterseniz onu konuşalım, bir sorun mu var? diye soruyorsun cevap yok. 50-60 kişi sadece bakıyor. Hasta olduğunuz için mi? Son bahar günlerini sınıfta geçirdiğiniz için mi? Asistan olduğum için mi? Sevgilinizden mi ayrıldınız? Evde çamaşırlar yıkanacaktı o mu kaldı? Yok. Ne evet ne hayır. Babamın dediği gibi "Duvara anlatsam en azından yankı yapar." Diyorum ki, kendini anlatabilme yeteneği sizde yok sanırım, çıkıp da hocam sen ne diyorsun diyen bile yok.
Bütün bu yokluk içinde bu kişilere herhangi bir şey anlatma ve öğretme isteği içimde hiç mi hiç yok. Böyle bir sistemde insanın kendini ilerletmesi, bir kitap daha okuması, bir resim daha yapması, kendini müzikle, dansla ifade etmesi ancak kendini eğlendirir. Daha fazla farkındalık, daha fazla insanla kesişme, daha fazla görme, daha fazla duyma ancak benim için daha fazla öfke ve öfke ve hayal kırıklığından ibaret.
Ay lav evribadi.
15.8.17
Bazıları Tatildeyken Mercimek Çorbası
Durduk yere insanın kafasını attırıyorlar. Şimdi bir arkadaş ortak kız grubundan "Tatildeyim kıssslarr." yazmış. Ben de dedim ki "Hak ettin tadnı çıkar." O da dedi ki "Sen de hak ettin diyorsan içim rahat edebilir."
Şimdi aslında tatilde olman filan umrumda değil, açıkçası ben şu anda mercimek çorbası yapıyorum ve o kadar sıcak ki pazara çıkacak durumda değilim ama sen annenin tatlı yuvasında yemekti pazardı temizlikti derdi olmadan tatlı tatlı yaşayıp gidiyor, üstüne fatura bile ödemiyorsun mu diyeydim?
Aldığın maşla da anca Marmaris'e mi gidiyorsun yazıklar olsun insan biriktirir lan ben olsam bir yılda en olmadı Kuzey Kıbrıs'a gidecek miktarı cebime koymuştum diye de üstüne mi ekleyeyim?
Gerçekten insanların evlendikten sonra bekar arkadaş gruplarından kopuşlarını anlıyorum. Üstüne bir de çok sevdiğiniz anneanneniz öldüyse kesinlikle makul. Dertler tasalar ayrı dillerde konuşuyor her şeyden önce. O kız bana bunu yaptı vay şu çocuk bana bunu etti, dün gece şurda şu kadar içtik burda bu kadar coştuk, çadırı aldık reiki kampına Kaş'a gittik filan. Yanlış anlaşılmasın, evlenmeden önce de her gece 3 şişe bira içmeden yatamayanlardan değildim, o zamanlar da bu muhabbetler ve ativiteler benim için anlamsızdı ama şu anda topyekün saçma geliyor. Bebeğim olmadığı için yeni bebek sahibi olan arkadaşların bebek bezleri, göğüs pedleri, doğal mamalar, bebek araç koltukları, çocuk doktorları filanlarla geçen sohbetlerine hatta doğmamış çocuğu hangi okula yazdıralım endişelerine de iştirak edemiyorum. Bu izolasyon durumunun hayatıma katkısı ise yeniden kitap okuyabilir ve film izleyebilir hale gelmem, o kadar.
Yaz sıcağıysa işleri iyiden iyiye güçleştiriyor. 35 derece odada gözlerimi açık kollarımı kıpırdar halde tutabilmek çok güç geliyor. Gönül isterdi ki tez mez yazayım ama nafile. Hala aynı plandayım: emekli olmak istiyorum. Gerçekten, hayattaki yegane emelim bir an önce emekli olup günboyu yatıp uzanmak. Şu anda da ziyadesi ile yatıp uzanacak vaktim olmakla beraber sürecin çeşitli şeylerle kesintiye uğramasını istemiyorum. Apaçık ve doğrudan şahsıma iletilen bir soru cümlesi ile fikrimi sormadıkları sürece anneannem gibi "En iyisini sen bilirsin evladım." deyip deyip konuları kapatmak istiyorum. Nasılsa anlatsan da dinleyen yok, tavsiyeler de en az teselliler kadar işe yaramaz. Üstelik uzayda ebediyen asılı kalacak olan bu saçma cümleler ses kirliliği değilse nedir?
İşte her şey tam olarak böyle ve ben acıktığım için şimdi bir anında Marmaris'ten gelen mayolu bikinili mayokinili insanlarla ve mavi denizle bağdaşıklı fotoğrafa bakarken yaptığım mercimek çorbasını içeceğim.
Şimdi aslında tatilde olman filan umrumda değil, açıkçası ben şu anda mercimek çorbası yapıyorum ve o kadar sıcak ki pazara çıkacak durumda değilim ama sen annenin tatlı yuvasında yemekti pazardı temizlikti derdi olmadan tatlı tatlı yaşayıp gidiyor, üstüne fatura bile ödemiyorsun mu diyeydim?
Aldığın maşla da anca Marmaris'e mi gidiyorsun yazıklar olsun insan biriktirir lan ben olsam bir yılda en olmadı Kuzey Kıbrıs'a gidecek miktarı cebime koymuştum diye de üstüne mi ekleyeyim?
Gerçekten insanların evlendikten sonra bekar arkadaş gruplarından kopuşlarını anlıyorum. Üstüne bir de çok sevdiğiniz anneanneniz öldüyse kesinlikle makul. Dertler tasalar ayrı dillerde konuşuyor her şeyden önce. O kız bana bunu yaptı vay şu çocuk bana bunu etti, dün gece şurda şu kadar içtik burda bu kadar coştuk, çadırı aldık reiki kampına Kaş'a gittik filan. Yanlış anlaşılmasın, evlenmeden önce de her gece 3 şişe bira içmeden yatamayanlardan değildim, o zamanlar da bu muhabbetler ve ativiteler benim için anlamsızdı ama şu anda topyekün saçma geliyor. Bebeğim olmadığı için yeni bebek sahibi olan arkadaşların bebek bezleri, göğüs pedleri, doğal mamalar, bebek araç koltukları, çocuk doktorları filanlarla geçen sohbetlerine hatta doğmamış çocuğu hangi okula yazdıralım endişelerine de iştirak edemiyorum. Bu izolasyon durumunun hayatıma katkısı ise yeniden kitap okuyabilir ve film izleyebilir hale gelmem, o kadar.
Yaz sıcağıysa işleri iyiden iyiye güçleştiriyor. 35 derece odada gözlerimi açık kollarımı kıpırdar halde tutabilmek çok güç geliyor. Gönül isterdi ki tez mez yazayım ama nafile. Hala aynı plandayım: emekli olmak istiyorum. Gerçekten, hayattaki yegane emelim bir an önce emekli olup günboyu yatıp uzanmak. Şu anda da ziyadesi ile yatıp uzanacak vaktim olmakla beraber sürecin çeşitli şeylerle kesintiye uğramasını istemiyorum. Apaçık ve doğrudan şahsıma iletilen bir soru cümlesi ile fikrimi sormadıkları sürece anneannem gibi "En iyisini sen bilirsin evladım." deyip deyip konuları kapatmak istiyorum. Nasılsa anlatsan da dinleyen yok, tavsiyeler de en az teselliler kadar işe yaramaz. Üstelik uzayda ebediyen asılı kalacak olan bu saçma cümleler ses kirliliği değilse nedir?
İşte her şey tam olarak böyle ve ben acıktığım için şimdi bir anında Marmaris'ten gelen mayolu bikinili mayokinili insanlarla ve mavi denizle bağdaşıklı fotoğrafa bakarken yaptığım mercimek çorbasını içeceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)