istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.10.11

İstanbul İstanbul

ben bazen istanbul'a gidebiliyorum ve ne ara gittim ne ara döndüm hiç anlamıyorum. yine gideceğim ve eminim yine anlamayacağım. çünkü böyle şeyler anlaşılmaz yaşanır! eninde sonunda istanbul'a aşık olmamak mümkün değil, trafik mrafik de kadı kızı kusuru olup çıkıyor böylesi bir güzelliğin karşısında.
ama senelerce ürktüm, bilen bilir...
mesela eskişehir'e filan taşınmaktı niyetim ama istanbul çok güzelsin ve ben sana aşığım!
ben senin seksi bir kadının göğüs dekoltesine inen ışıltılı kolyesi gibi duran köprünün ışıklarına aşığım.
her gelişimde gittiğim başka başka kafelerinin bambaşka tatlarına aşığım.
taksim'in kaldırım taşları bile beni benden alıyor.
pier loti nefesimi kesiyor.
vapurla karşıya geçerken manzarana doyamıyorum istanbul.
kadıköy iskele'deki otobüs durağını bile nedense seviyorum.
boğaziçi'nin güney kampüsü'ne bayılıyorum.
üstelik neresi avrupa'da neresi anadolu'da kalır hiç mi hiç bilmiyorum. -birkaç yer dışında.
gizeminin ve oyunlarının bitip tükenmeyeceğini de biliyorum.
ama ben sana aşığım, al itiraf ediyorum.
daha güzel itiraf edenler de oldu tabi. orhan veli gibi. ama ben bu kadar yapabiliyorum istanbul.
izmir de güzel ama istanbul bir başka güzel.
başka hiçbir kenti özlemedim uzağındayken.
bence ayrılmalı barışmalı uzun bir ilişkimiz olacak istanbul senle.-yani bence öyle.
zaten hep sevdiğim birilerini rehin almaktasın. ne yapayım, teslim olacağım.
seni seviyorum istanbul!

26.4.10

izmir'e dönüş

bayadır yazmadım. ama bayadır.
yollara gittim, sonra döndüm. yollar yorarlar. burası kesin.
mersin-istanbul-çandarlı. akdeniz-marmara-ege.
arada doğum günüm geçti. nedendir bilmiyorum benle aynı gün doğan bir sürü insan tanıyorum ve tiksindim doğum günümden adeta. bütün günler çuvala girmişcesine. en tiksindiğim en kıskandığım ve sinirimden köpürdüğüm kadınla bile aynı gün doğma başarısını gösterdiğim için (daha doğrusu bu başarı ona ait, zira benden sonra gelen o.) tebrik ediyorum gerekli kim varsa bu işte. kendimi onun resimlerine bakmaktan alamıyorum ve bu yılki doğum günü kutlamasına rastlayamadığım için merak bile ediyorum. bana ne peki? çok saçma. ama durum bu.
(lady gaga bad romance adlı şarkıyı fransızca söyledi az önce? neden acaba araya fransızca da katmış?)
derince bir nefes almak ve böyle şeyleri es geçmeyi öğrenmek lazım.
mersin ufacık bir yer. bir günde gezip bitirdik. eğer yolunuz düşerse atom için, tantuni yiyin, cezerye yiyin ve ben yiyemedim ama siz kerebiç yiyin. psikodrama insana inanılmaz bir içgörü kazandırır, bir kez daha ispatlandı. fırsatınız ve vaktiniz olursa katılın derim. deneyselci mi olsam dedim? (deney satarım?)
istanbul ise her daim koskocaman. sanırım her yerini gezmek namümkün. bu kez cevahir, natülüs, yine taksim, tuzla ve kadıköy'e gittim. cansu'yu gördüm ne büyük mutluluk. cansu'ya sayfalarca mektubum var!
çandarlı'da birisi yelkovanı tutuyor gibi. 3 gün geçirdim ama sanki bir hafta sürdü. ödev yaptım bitirdim, insaf.
istanbul'un üstüne nereye gidersen yavaş geleceğini düşündüm şimdi de.
öfkemi yenmeyi öğrenmişim ben. az önce midem ekşimiş kusmak üzreydim, şimdi sanki hiçbir şey olmamış gibi.
yeni bir metin yazmalı. bu sanki biri bana nasılsın iyi misin neler yapıyorsun? diye sormuş ben de onu cevaplamışım gibi oldu.
bu arada dünya üstündeki bütün kitap fuarlarını tanrı kutsasın! (burdan tanrı'ya da seslendim, tam oldu.)

2.10.09

ars-ı ulusal

bonobo dinliyorum ve bir arkadaşın fotoğraflarına bakıyorum. itü'de mühendislik okuyor. kız. kız mühendis anladın mı? üstelik istanbul'da okuyor. uluslararası -arsıulusal da diyebilirsin sen- panellere katılıyor. istanbul ama, anlasana, kız çocuğu o, ama ben de...
bu nedenle diyorum ki, iyi bir üniversitede, kesinlikle istanbul'da, bir ayağın da yurt dışında okumalısın. ece temelkuran'ın dediği gibi olursa, insan her şeyi illaki yaşayacaksa, en güzeli tam da öğrenciyken, 20lerdeyken olanı. anladın mı beni?
hiç sanmıyorum...