canım mı sıkılıyor, ne oluyor, nedir? yazmıyor muyum yazamıyor muyum hangisi doğru? iyi de yahu problem nedir, desen sen mesela, ne cevap vereyim ki?
yıl-lar-dır sürüp giden aynı muhabbetler. gidip de derse girmedim, hep sorun çıkıyor hal böyle olunca -peki ya o a'nın üstünde şapkası n'olacaktı?- abuk sabuk hayata bile dair olmayan bir takım zırvalarla beyin yoruyorlar. ha bu arada, söylemiş miydim, ben üstün zekalıyım?. -bak yine a ve şapkası, gördün mü?-
sen şimdi diyeceksin, sevgili insan, nedir bu saçmalıklar? bazen öyle haller var!... ki, insanın her şeyi bırakıp baştan, yok başını geçtik çoktan, ortadan başlayası geliyor. insan ömründeki en stabil ve normal = güvenli -kısmen- şeyden bile vazgeçer. nasıl anlatayım?
ben aslında seni özler ve severim. ama bazen abartılı benzetmeler ve kurulabilecek hayli uzun cümleler bile yok. o zaman ne için gideyim ben?
o, oturup da dünyanın en trajik mevzuunu -kaç u olmalıydı şimdi bu kelimede?- öyle sıradan bir cümle ile bağlar ki, ne diyeceksin yani? hayır zaten umrunda mısın, o da ayrı konu. yıllar geçecek ve diyeceksin yine: "ne saçmalık!"
kimsenin virgina woolf'luk oynama, haşa, ne haddi var?! -yine a, yine a- ama bazen de olmuyor. bak bu şarkı çok güzel: misread - kings of convienience ama insan bir gün oturmayı reddettiği koltuklarda bulabilir kendini. belki öyle belki böyle.
olası bipolarsam elden ne gelir? bir meslektaşa gidip bir kaç tanı satın alsam, eee? elektroşok hâlâ -bu kez kesin şapkalı!- varmış. korkarım. zaten severiz hasta olmayı. çok marjinal çünkü.
iyi de, sene bilmem kaça dönmek mümkün bile olsa, ben emin değilim işte bu sonuçtan memnun muyum neyim. oldukça hoş adamlarla tanıştım da, evlilik neyin nesi? al bu da nokta:
hadi eyvallah.
melancholia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melancholia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8.3.12
4.3.12
melancholia
(...)çünkü akşam evine gittiğinde artık o kahveyi içemezdin. ama foucault işte al oku. itiraz etmez.
bu arada ben bu filmi çok sevdim. belki persona'dan sonra en çok bunu sevdim. belki öyle çok çok ilginç sevilecek bilmem ne bi film olmayabilir ama çok sevdim. desem'de film değişmeden tekrar gidip izleyebilirim bile.
zaten lars von trier ne çeşit bir adamdır onu da bilmiyorum. danimarkalı ve bergman'dan da etkilenmiş. bütün diyeceğim bu. ama bunu wikipedia'ya baksan sen de bilirdin. asıl konu melankolinin zaten bu kadar anlatılabileceği. evliliğin zaten bu kadar anlatılabileceği. insanın içi dışına çıksa en iyi çıkacak sonucun bu kadar olabileceği.
bir de kirsten dunst'ı scarlett johansson'a benzetme hikayesi var. o apayrı.
(...)
ertesi gün gelen edit: meğer dancer in the dark da trier'inmiş.
bu arada ben bu filmi çok sevdim. belki persona'dan sonra en çok bunu sevdim. belki öyle çok çok ilginç sevilecek bilmem ne bi film olmayabilir ama çok sevdim. desem'de film değişmeden tekrar gidip izleyebilirim bile.
zaten lars von trier ne çeşit bir adamdır onu da bilmiyorum. danimarkalı ve bergman'dan da etkilenmiş. bütün diyeceğim bu. ama bunu wikipedia'ya baksan sen de bilirdin. asıl konu melankolinin zaten bu kadar anlatılabileceği. evliliğin zaten bu kadar anlatılabileceği. insanın içi dışına çıksa en iyi çıkacak sonucun bu kadar olabileceği.
bir de kirsten dunst'ı scarlett johansson'a benzetme hikayesi var. o apayrı.
(...)
ertesi gün gelen edit: meğer dancer in the dark da trier'inmiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)