7.5.10

noldu şimdi?

ben yoruldum. o yoruldu. biz yorulduk. yorgunuz.
sanırım sıkıldım.
öf.
yemek filan yiyebilirim galiba. akşam da teoman konserine gidebilirim bence.
"bence boşver gitsin ya. senin iyliğin için söylüyorum."
dinlemek dinlememek arası....
eyh.

6.5.10

non.

kollarım ağrıyor. sırtım da ağrıyor. çok ciddi sorunlarım var sanırım. sanmam, öyle. "depresif tipler başarılarına dışsal, başarısızlıklarına içsel atıf yaparlar." işte ondan. mütemadiyen manik durumda olursam hepimiz mutluyuz. ama depresif dönemlerim hiçbirimizin hoşuna gitmiyor. hayat zor.
burdan hayatıma diyorum ki: demiyorum bi şey.

sanırım canım sıkkın, evet.

içimde kötü bir his var. içimde bir umutsuzluk var. ama içimde bir güç var. içimde bir korkusuzluk var. dedim ki: gidersen git, sonuna kadar. elimden gelenin en iyisini yaptımsa ben, üzülecek bir şeyim yok. bütün üzülmelerimi çoktan üzüldüm, bütün kayıplarımı çoktan kaybettim. inançla güven yok olunca umudu da beraberlerinde götürüyorlarmış, henüz anladım ben. hayırlısı olsun.
bundan öte bir başkasına aşık olabileceğime inanmıyorum. defalarca söyledim. ama sen daha gençsin. genç olduğun için heyecanlı ve haklısın. nasılsa orda olduğuma da öylesine eminsin ki, gerçekten umrunda değil. sen seviyorsun, bense aşığım. sahip olduğum hemen hemen her şeyi uğruna feda edebilirim, hiç üzülmeden, hiç acımadan ve kesinlikle gözüm arkada kalmadan. ama sen etmezsin, edemezsin de. benim için riske giremezsin. hayat takaslarla işliyorsa, herhangi bir şeyin karşılığı etmiyorum ben. böyle inandırdın zaten. o kadar çok incittin ve değersizleştirdin ki, altınsam bile çamur içindeyim, değerimi göremiyorum.
nefes alacak boşluklarımı geri istiyorum. haklıysam bile haksızmışım sanıp günlerce üzülmek istemiyorum. hiç vicdan azabı çekmedim. çekeceğimi de sanmıyorum. beklemekler beni yorar ve üzer. dün geceden beri hem yoruluyorum hem de üzülüyorum. süre uzadıkça bunların miktarları da artıyor. ve bence hak etmiyorum, hayır.

oysaki benim "23numara" adlı filmi izlediğim gece her şey çok güzel ve berraktı. korunduğumu ve kollandığımı hissediyordum ve hiç korkmadım. uyudum, düşümde yanındaydım.
neye inanacağımı bilemiyorum.
neredesin? göremiyorum.

4.5.10

öylesine

bazı şeyleri kocaman kocaman düşünüp, kocaman kocaman üstüme yığa yığa başım ağrıdı. işte bu. öyle bir başım ağrıdı ki 12 saatten fazla uyumak zorunda kaldım geçsin diye. bence başımın ağrısının sebebi belirsizdi. bahara suç atan çoktu. falıma bakan bir arkadaşımdı belki isabet ettiren: "sorun çıkınca dibine kadar ona batmak istiyorsun. aslındaayağın aydınlıkta ama başın bir türlü karanlıktan kurtulmuyor. 10 günün iyi geçse, geçen bir kötü günde o 10 günü hiçe sayıyorsun. hayatına haksızlık ediyorsun." bunu bana söyleyebilecek onlarca insan tanıyorum. falsız.
benim iki yan apartmanımda oturan bir insan vardı, ona n'oldu? bir şey olmuş olmalı ama bir türlü çözemiyorum ve ara sıra kafama takılıyor.
birşeyler çalışmalıyım. ingilizce, iktisat teorisi, bilişsel psikoloji... fark etmez. ama çalışmadan öylece duruyorum. zor mu? hayır. günde bir saat versem sınavlara kadar her şey biter. ama yapmıyorum. hiçbirimiz yapmıyoruz neredeyse. bu da başka bir savunma mekanizması. rasyonalizasyon muydu adı yoksa başka bir şey mi? (ben kişilik kuramları'ndan nasıl geçtim acaba?)
bir şeyler yapmam gerektikçe ne yapacağımı şaşırıyorum (çünkü çok fazlalar), şaşırdıkça yapamıyorum, yapamadıkça kalıyorlar,kaldıkça birikiyorlar, biriktikçe karmaşıklaşıyorlar ve başa sarıyorum: bir şeyler yapmam gerektikçe ne yapacağımı şaşırıyorum (çünkü çok fazlalar)...
ve sanırım hayata daha optimistik bakmanın zamanı geldi. eğer ben bileklerimdeki kesiklere baktıkça "insanın canı acımaz mı ya ne cesaret?" demeye başladımsa, evet, daha iyiyimdir. 2 yıl mı olmak üzere? evet. hala küllerini süpüreye çalışıyorum da astımlıyım, o yüzden fazla zaman ve özen istiyor bu temizleme işi gibisinden.
tiyatro ekibindekiler: size gülüyorum. kendinizi profesyonel sanıyorsunuz ve bunla övünecek kadar salaksınız. dur hatta acıyorum bak, evet acıyorum. dünya üstünde kimse herhangi bir konuda yeterince bilgi ve tecrübeye sahip olamaz. acımasız gerçek. bu sebeple kimse profesyonel değildir. ancak birilerinden daha iyidir. fakat sizin kıyas noktanız nere kuzum? hahaha! (ben de bir zamanlar öyleydim ve salaktım evet. en azından kendimi biliyorum.)
bir de bu hava nedir? bir sıcak bir soğuk? bakyine ateş bastı!
ha unutmadan, mütemadiyen sylvia plath'ı gözümü kapayınca görmem neye işarettir? biri bunu açıklasın. çok tuhaf.