annem beni sevmiyor. artık emin oldum. son hareketi çok netti.
ona dört sayfa yazdım yazdım yazdım, tekini bile dikkate almamış, hepsini biliyormuş da ben o kadar şeyi dışarı çıkmaya izin almaya yazmışım arkadaşımla. hiç dinlemediğini fark ettim. ona çok dokunmuş dedemin öldüğünde o arkadaşıma gitmem. hala onun hesabında. diğerlerini görmemiş. dinlememiş o kadar haykırmamı. bileğimdeki kesikleri de ondan sanmış. okduklarını da boşa okuduğunu direk son paragrafı okusa yeteceğini filan düşünmüş. çünkü anlamadı. çünkü benim farz-ı misal bir başkasının evine de gayet gidebileceğimi düşünemiyor. çünkü eğer ona gitmesem başkasına gideceğimi, benim sabah kendi yüzünü görmeye dayanamayacağımı anlayamıyor. benim de kukla filan olduğumu düşünüyor. çekince gelmediğimde iplerimi kopardığının farkında değil. sonunda iyice elinden yitip gidicem farkında değil. çünkü bir anne, bir çay daha içeceğine eve gelseydin yağmur yağmazdı, diye arayıp bağırıp sonra da kızının suratına telefonu kapayacağına, yağmur yağıyor kızım eve gelebilecek misin şemsiyen var mı, alalım mı?, diye sormalı. ama benim annem birinciyi yapıyor. ve ben beni doğurduğuna milyon kere pişman olduğunu düşünüyorum. her pişmanlığında hıncını böyle aldığını düşünüyorum artık. yine de onu seviyorum. ama yakında ancak sevmeye çalışacağım. çünkü benim annem, beni duymuyor. benim annem beni en son 1 yaşında annanneme bıraktığı gibi kaldığımı sanıyor. ona göre ben 5 yaşında filanım daha. çünkü annem ben lise bilmem kaça gidene kadar çalıştığından evde yoktu. eve geldiğinde hep bana bağırdı ve sonra uyudu. uyanınca yemek yedik sonra ben yattım. annem beraber yemek yenen bir varlıktı. ve bitti o günler ama anlamıyor.
anne ben 21 yaşındayım ve bir yere gideceksem zaten giderim 4 sayfa yazı yazmam, eğer okuyorsan diye.
14.1.11
kamer
ben bazen ölsem ölemiyorum yaşasam yaşayamıyorum bu bir sürünme.
kelimeler boş.
bu cümleler klişe.
özledim.
bu daha klişe.
belki "sessizlik sensin geceleri"
olmuyor.
acı çekiyorum. ötesi yok.
"beni sen al, yeminim var"
yetmiyor.
bitsin çok acı çekiyorum.
bazen, gerçekten, bazı anlık öfkelerimin bedelleri, ağır çetin sıkıntılı...
bazen ölsem diyorum, hani ya sırf kurtulmak için, onun bile bedelini ödeyecek cesaretim olmuyor, uyuyorum.
kelimeler boş.
bu cümleler klişe.
özledim.
bu daha klişe.
belki "sessizlik sensin geceleri"
olmuyor.
acı çekiyorum. ötesi yok.
"beni sen al, yeminim var"
yetmiyor.
bitsin çok acı çekiyorum.
bazen, gerçekten, bazı anlık öfkelerimin bedelleri, ağır çetin sıkıntılı...
bazen ölsem diyorum, hani ya sırf kurtulmak için, onun bile bedelini ödeyecek cesaretim olmuyor, uyuyorum.
12.1.11
such a perfect day
- nerde lou reed'in bahsettiği perfect day nerde? yok öyle bir day.
- bence bugün kütüphaneyi kapatırım. üstelik de hiçbir şey yapmadım. ne güzel.
- kaç vakit oldu ben kendimi böyle aşağılarda bir yerlerde hissetmeyeli.
- bazı günler gerçekten yaşamak istemiyorum.
- tainspotting de olmasa, ne dinlerdim ben?
- bence artık kavga etmeyelim. gerçekten. kendimi hasta gibi hissediyorum.
- menstüral silkusumda sorunlar olmasa olmaz mıydı bir de üstüne?
- bu insan vücudu ne sikim bir şey mına koyayım.
- üç gün oldu hani? canım sıkılıyor artık, tepem atıyor ve korkuyorum.
- haytımda ilk defa soslu döneri bitirdim. çünkü kurye getirdi ve 10 lira verdim, sike sike yedim. güzelmiş aslında.
- bugün de böyle.
- tarde.
- kus.
- öl.
Nerden geldik buraya?
bugün de hava ne tuhaf diy mi,
çok kişisel,
lou reed
go to hell
söylediği ne varsa çok haklıydı.
söylediği ne varsa o kadar haklıydı ki sürekli kendime lanet ediyorum.
bence ben körüm.
inanmak istemesem de bence her konuda haklıydı.
bence ben yatıp uyuyorum.
ben özür dilerim.
sınavım var sinirlerim bozuk benim.
atılmamış tokatlar, öpülmemiş dudaklar, gidilmemiş yollar, içilmemiş şaraplar.
ve ben kendime hep bunu yapıyorum:
söylediği ne varsa o kadar haklıydı ki sürekli kendime lanet ediyorum.
bence ben körüm.
inanmak istemesem de bence her konuda haklıydı.
bence ben yatıp uyuyorum.
ben özür dilerim.
sınavım var sinirlerim bozuk benim.
atılmamış tokatlar, öpülmemiş dudaklar, gidilmemiş yollar, içilmemiş şaraplar.
ve ben kendime hep bunu yapıyorum:
Nerden geldik buraya?
canım sıkılıyor benim,
johnny cash,
persona
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)