ergen olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergen olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.10.09

sürün(gen)

pes, her gün yazacak bir şeyler mi çıkar? ama çıkıyor...
sürüngenler üzerine mi yazmaktan başlasam bilemedim...
şimdi, biz en ilkel canlılardan olan sürüngenleri pek hoş karşılamıyoruz, insanız ya, aştık tabii, beğenmiyoruz filan.oysaki bu canlıların her şeyleri basit arkadaşım. dolaşım, boşaltım, üreme, rutin hareketler, avlanma, av olma, yaşam alanları vd. ama insan öyle mi ya? her şeyi karmaşa, kaos.
kaosun sunduklarıyla yetin! kafanın dikine gitme! bi bok elde edilmiyor inatla!
bugün öğrendim ki, kimse göründüğü kadar saf değildir. işbu cümledeki saf kelimesi aklınıza gelen her türlü anlamda, evet. nasıl mı?
bir adam varmış, canı sıkılan, sonra bu adamı ciddiye almışız biz bir kaç kız, en ciddiye alanımızın üstüne kalmış adam da, e hayırlısı. fakat adamın iğrençlikleri sıralansa izmir'den ağrı'ya yol olur. yazmaya başladım da yazmaktan sıkıldım sildim.o derece.
mini özetle: adam bilinen rakamla bir üç kıza birden yazmış. durumu fark etmiş olana da "ayıp ediyorsun, yazık ediyorsun, haksızlık ediyorsun" filan demiş. içlerinden en salağıyla -ya da en iyi salak rolü yapanla- da sevgili olmaya karar vermiş, burdan tebriklerimi sunuyorum.
yanlız salak bu şahsın kendisi de, o sebeple dengini bulmuş. aynı topluluktan olmaz ki kızların hepsi. biri duymaz da öteki de mi duymaz? ya kendini süperman sandı, ya kızları gerizekalı. başka iki gerzek daha hatırlıyorum, onlar da eski sevgilileri ile sevgililerini aldatmışlardı, onlar da duyulmaz sanmışlardı.buna ancak gülünür: haha!
evet dostum, çok zekisiniz hepiniz!
neyse, sürüngenlere dönersek. ıslaklar, kışları soğuk yazları sıcaklar, kimini kesiyorsun öleceği yerde çoğalıyor bilmem ne. ama şu insanlardan daha mı iğrençler yani?

5.7.09

Poster

İnsanlar okuyorlarmış bu blog'u! Vallahi bir ben varım sanıyordum ne yalan söyleyeyim. O kadar da emindim hani böyle olduğuna, seviniverdim.
Genç kız odalarında posterler olur. Jackson posteri, Tarkan posteri, şimdilerde Emre Aydın posteri filan... Bende hiç olmadı. Ergenlik dönemini hep aşağladım ya, o bölümü atlayarak geçeceğim hesapta. Zaten yetişkin olmak için ne çabalar sarf ettim hep. Babamla oturup büyükler gibi konuşmak için çabucak büyüyüvermeye çalıştım hep. Okumayı bile söktüm erkencikten. Neyse işte, bu poster meselesi de, değişen popüler kültürle berber sürekli duvarda yeni bant izleri bırakmya sebep olacağından, kararsızlığa da tahammülüm olmadığından önce Yonca Evcimik asıp sonra Eminem'le devam etmek ardından Linkin Park'a dönüp hop diye Metallica'ya geçmekler filan bana göre değildi. Duvarlarım boş kaldı hep. Kendi çizdiğim resimler filan oldu bazen, bir de ders programları o kadar. Sonra bir gün İTÜ'yü gezerken bir tiyatro afişi yürüttüm, onu astım. Kendi oynadığım bir oyunun afişini daha astım, sonra kendi yazımı astım, bir öğretmenimin kızının yaptığı resmimi astım, Aysel Gürmen'in Selen'i, Ankara'dan alınmış bir kartpostal, çocukluk fotoğraflarım filan derken duvarları da aştım dolap kapakları bile doldu. N'oldu? 20 yaşında ergenliğe girdim ben. Bugün de Nil Karaibrahimgil astım. İlk şarkıcı oldu kendisi astığım. "Nil mi?" diyip burun kıvıracak bir sürü insan biliyorum ama önyarglılı davrandıklarından diyorum. Yoksa ben de Anathema t-shirtleri alabilirdim, evde Ahmet Kaya'mız da eksilmedi hiç, 3 yaşında "hasretinden pranglar eskittim"i ezbere bilirdim n'olduğunu anlamadan. Ama insanın eğlenmeye de ihtiyacı var. O yüzden Nil! Şans verin Nil'e. Beğenmediğiniz, atmak istediğiniz Nil posterlerinizi de beklerim. Seve seve asarım ben onları.