21.3.11
17.3.11
end yüüüüü üüü üüüü üüü ar dı volf.
cansu arada bir şarkı paylaşıyor, sonra ben en aşağı bir gece onu dinliyorum.
geçende eski sevgilisiyle yolda karşılaşan bir arkadaş vardı. asla selam vermedi, suratına bile bakmadı. dedim, siz konuşuyordunuz ya n'oldu?, dedi, yooook yoook.
öğrendim ki bir eski sevgili görünürken görünmez hale geldiyse, kişi kendini kaptırmaktan korkar imiş filanmış. inanmam öyle şeylere ben. neden inanayım hem?
bloggerı da açtığımda bu site mahkeme kararı ile kapatılmıştır yazısını gördüm, şaşırıdım. uzun süredir dns ayarları değişmiş bir bilgisayar kullanınca insan hangi sitenin erişime kapandığını bilemiyor. bizzat üstüme alındım önce, sonra dedim yasadışı ne yazdım ki? sanırım artık dns ayarı değiştirmeyi yemiyorlar, ya da en azından benim kodum artık geçersiz. veyahut o tip bir kaç şey olmuştur. ne bileyim ben.
ibrahim tatlıses vurulunca ölecek diye üzüldüğümü itiraf etmeliyim. çocukluğumdan bir parça koparılmış gibi hissettim. nil karaibrahimgil'in jackson öldüğünde hissettiklerine katıldım filan. (ilgili nil yazısı için tıkla!) ama çok sündü konu, ondan ötürü bezdim biraz.
geçende mide fesadı geçirdim. kenya'daki çucuklar "aç bil aç" gezer iken, ben o kadar çok yedim ki, hasta oldum. insanlar bana bir şey yemiyorsun diyorsa da o akşam yediklerimi saydığımda "aman tanrım! filler bile daha az yiyor şekerim." dediler. ya da öyle der gibi bakış attılar. fikir onlara ait. ben kendimi kabul/red durumunun dışında tutarak avunuyorum. daimi çekimserim.
16 nisan doğum günümde açılacak olan 16. izmir kitap fuarını delice bekliyorum. fakat nerde o rus pavyonuuuu, nerde bu "hall"? bi kere samimiyetsiz, bölük pörçük, ayrımcı bir salon bura. üstelik soğuk da. peh. her bir yılı anımsamak isterdim ama mümkün değil. tek bildiğim geçmiş 15 yılın 15'ine de üç gün beş gün katılmış olduğum. hatta ilkinde miydi neydi, trt ana habere çıkmıştım. o vakitler 7-8 yaşındaydım ve çok zeki bir çocuktum. kitap furaı ile ilgili neler düşündüğümü sormuşlardı ve ben de herkes için çok faydalı aradığımız her şeyii buluyoruz tüm çocuklar faydalanmalı gibi tuhaf laflar etmiştim. şimdi bir çocuğun böyle cümleler kurduğunu gördüğümde "kesin çocuğa ezberletip söyletiyorlar." derim. her geçen yıl daha da aptallaştım. misal, daha anaokuluna gitmezken baykal için hizipçi o diyerek siyaset konuşan bir grup öğretmenin lafını kesmişim. sonra onlar da dillerini yutup bir daha asla konuşamamışlar. çünkü 5 yaşındakiler bile siyasetten böylesine anlıyorsa kendilerini değersiz görüp ortamı terk etmişler vs. şimdi sor bana hizipçi ne demek? inan "tdk'ya sor ben sözlük müyüm?" cevabı alırsın, ya da dur bu da benden olsun:
hizip, -zbi Ar. §izb
a. esk. 1. Bölük, kısım. 2. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü. 3. top. b. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik.
Güncel Türkçe Sözlük
hizipçi
a. Hizip oluşturan veya bir hizip içinde yer alan kimse, klikçi: “Gerçi Meclisimebusandaki bağımsızlarla hizipçiler henüz tamamıyla bu partiye mal olmamışlardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
Güncel Türkçe Sözlük
bu arada karaosmanoğlu ile seyfettin de olmasa kimden örnek verirdi bu tdk bilememekteyim.
yıllar var ki siz giderken ben dönüyordum diyemiyorsun, insanlar seni yakalamış geçmiş. ne politika, ne iktisat, tekinden de bir şey anlamadığım gibi, star ana haber'deki çocuk taksimde beni yakalar da bir şey soruverirse diye aylardır istanbul'a gitmedim. yoksa giderdim. neden gitmeyeyim?
geçende eski sevgilisiyle yolda karşılaşan bir arkadaş vardı. asla selam vermedi, suratına bile bakmadı. dedim, siz konuşuyordunuz ya n'oldu?, dedi, yooook yoook.
öğrendim ki bir eski sevgili görünürken görünmez hale geldiyse, kişi kendini kaptırmaktan korkar imiş filanmış. inanmam öyle şeylere ben. neden inanayım hem?
bloggerı da açtığımda bu site mahkeme kararı ile kapatılmıştır yazısını gördüm, şaşırıdım. uzun süredir dns ayarları değişmiş bir bilgisayar kullanınca insan hangi sitenin erişime kapandığını bilemiyor. bizzat üstüme alındım önce, sonra dedim yasadışı ne yazdım ki? sanırım artık dns ayarı değiştirmeyi yemiyorlar, ya da en azından benim kodum artık geçersiz. veyahut o tip bir kaç şey olmuştur. ne bileyim ben.
ibrahim tatlıses vurulunca ölecek diye üzüldüğümü itiraf etmeliyim. çocukluğumdan bir parça koparılmış gibi hissettim. nil karaibrahimgil'in jackson öldüğünde hissettiklerine katıldım filan. (ilgili nil yazısı için tıkla!) ama çok sündü konu, ondan ötürü bezdim biraz.
geçende mide fesadı geçirdim. kenya'daki çucuklar "aç bil aç" gezer iken, ben o kadar çok yedim ki, hasta oldum. insanlar bana bir şey yemiyorsun diyorsa da o akşam yediklerimi saydığımda "aman tanrım! filler bile daha az yiyor şekerim." dediler. ya da öyle der gibi bakış attılar. fikir onlara ait. ben kendimi kabul/red durumunun dışında tutarak avunuyorum. daimi çekimserim.
16 nisan doğum günümde açılacak olan 16. izmir kitap fuarını delice bekliyorum. fakat nerde o rus pavyonuuuu, nerde bu "hall"? bi kere samimiyetsiz, bölük pörçük, ayrımcı bir salon bura. üstelik soğuk da. peh. her bir yılı anımsamak isterdim ama mümkün değil. tek bildiğim geçmiş 15 yılın 15'ine de üç gün beş gün katılmış olduğum. hatta ilkinde miydi neydi, trt ana habere çıkmıştım. o vakitler 7-8 yaşındaydım ve çok zeki bir çocuktum. kitap furaı ile ilgili neler düşündüğümü sormuşlardı ve ben de herkes için çok faydalı aradığımız her şeyii buluyoruz tüm çocuklar faydalanmalı gibi tuhaf laflar etmiştim. şimdi bir çocuğun böyle cümleler kurduğunu gördüğümde "kesin çocuğa ezberletip söyletiyorlar." derim. her geçen yıl daha da aptallaştım. misal, daha anaokuluna gitmezken baykal için hizipçi o diyerek siyaset konuşan bir grup öğretmenin lafını kesmişim. sonra onlar da dillerini yutup bir daha asla konuşamamışlar. çünkü 5 yaşındakiler bile siyasetten böylesine anlıyorsa kendilerini değersiz görüp ortamı terk etmişler vs. şimdi sor bana hizipçi ne demek? inan "tdk'ya sor ben sözlük müyüm?" cevabı alırsın, ya da dur bu da benden olsun:
hizip, -zbi Ar. §izb
a. esk. 1. Bölük, kısım. 2. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü. 3. top. b. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik.
Güncel Türkçe Sözlük
hizipçi
a. Hizip oluşturan veya bir hizip içinde yer alan kimse, klikçi: “Gerçi Meclisimebusandaki bağımsızlarla hizipçiler henüz tamamıyla bu partiye mal olmamışlardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
Güncel Türkçe Sözlük
bu arada karaosmanoğlu ile seyfettin de olmasa kimden örnek verirdi bu tdk bilememekteyim.
yıllar var ki siz giderken ben dönüyordum diyemiyorsun, insanlar seni yakalamış geçmiş. ne politika, ne iktisat, tekinden de bir şey anlamadığım gibi, star ana haber'deki çocuk taksimde beni yakalar da bir şey soruverirse diye aylardır istanbul'a gitmedim. yoksa giderdim. neden gitmeyeyim?
4.3.11
yine sınav mınav
Inception'ın soundtrackleri ödül aldı mı biri söylesin? Ard arda 7 tanesini dinledim beyin travması geçiriyordum! Hans Zimmer bile bir yere kadar.
Zaten o filime de ABD'deki sevgilime kendisinin bir yakın ve cinsiyeti erkek arkadaşı (benim de değil, onun arkadaşı) ile baş başa değil, yine temelde kendisinin bir başka arkadaşı olan ve hemcinsim insanın da bizle geldiğini ve sonra benim hemen kursa gittiğimi filan anlatamadık, bir süre de kabullenemediği bir kıskançlık krizi geçirdiydi. Feci sofistike insanlar olarak filimle ilgili günlerce süren bir tartışmadan sonra birbirimize az da olsa katılıp bu gerginliği başka ve alakasız bir yerden çıkarmıştık. (Uzlaştığımız konu benim filmi yendiden ve dikkatle izlemem gerektiğiydi.) Kıssadan hisse: Ey psikologlar, entellektüelleştirme dikkat edilmesi gereken bir savunma mekanizmasıdır. Bu olaydan bunu çıkarın.
Yarın yine IELTS'ye gireceğim. Öf. Kötü gelirse ÜDS kasmam gerekecek, şaka filan gibi vs.
Ege'de kliniğe kabul almak gibi yeni bir hayalim oldu alakasız yerden. "Bağlasan durmam!" dediğim okulda yüksek lisans yapasım var, çok şaşkınım ama gerçek. Bunlar hep Haluk Hoca gazı. Aradığı en temel kriterin Egeli olmak olmasını tutturmamın verdiği çılgın mutluluk tarif edilemez.
İnsanlar deli gibi ÜDS çalışıyor ya! Oha!
Allahım uykum var.
Zaten o filime de ABD'deki sevgilime kendisinin bir yakın ve cinsiyeti erkek arkadaşı (benim de değil, onun arkadaşı) ile baş başa değil, yine temelde kendisinin bir başka arkadaşı olan ve hemcinsim insanın da bizle geldiğini ve sonra benim hemen kursa gittiğimi filan anlatamadık, bir süre de kabullenemediği bir kıskançlık krizi geçirdiydi. Feci sofistike insanlar olarak filimle ilgili günlerce süren bir tartışmadan sonra birbirimize az da olsa katılıp bu gerginliği başka ve alakasız bir yerden çıkarmıştık. (Uzlaştığımız konu benim filmi yendiden ve dikkatle izlemem gerektiğiydi.) Kıssadan hisse: Ey psikologlar, entellektüelleştirme dikkat edilmesi gereken bir savunma mekanizmasıdır. Bu olaydan bunu çıkarın.
Yarın yine IELTS'ye gireceğim. Öf. Kötü gelirse ÜDS kasmam gerekecek, şaka filan gibi vs.
Ege'de kliniğe kabul almak gibi yeni bir hayalim oldu alakasız yerden. "Bağlasan durmam!" dediğim okulda yüksek lisans yapasım var, çok şaşkınım ama gerçek. Bunlar hep Haluk Hoca gazı. Aradığı en temel kriterin Egeli olmak olmasını tutturmamın verdiği çılgın mutluluk tarif edilemez.
İnsanlar deli gibi ÜDS çalışıyor ya! Oha!
Allahım uykum var.
2.3.11
moriçe evden bildirdi
Mesela senede bir kez bir gece, tek bir gece, sevdiğin adamın/kadının kokusuyla uyanmak vardır ya
Ya da parkta bir çocuk gülümseyip sana el sallar sen de göz kırparsın, sonra o göz kırpmaya çalışır, beceremez de, gülersin filan
Veya en basitinden bir gün de dersin erken biter, hava ılıktır, sevdiğin arkadaşlarınla ağdalı aşk sohbetlerinden bulutlar kadar hafif konulara geçiverirsin göz makyajın yanağından akmayı bitirip boynuna doğru henüz ulaşamamışken
Ne bileyim bahar gelsin istiyorum bence ben. Eli de kulağında ama "mart kapıdan baktırır/kazma kürek yaktırır". Bir de İzmir'de bahar 3 gün bilemedin bir haftadır. Ben, baharı kovalamak istiyorum. Eğer bahar şu anda Avusturalya'da bir yerlerde çiçek açtırıyorsa mesela, ben o çiçeğin açışını görmek istiyorum.
Bu soğuk ve kapalı havalar benim ruhumu da kapatıyor gibime geliyor. Bir nevi işaret uyarıcı gibi: depresyona girilecek! Annenin elinde pijamayla gelmesi gibi tam Parliament sinema klübü sunarken: yatılacak! - en eğlenceli yerinde yapılmaz ki! Penaltılarda akşam ezanının okunması gibi veya: eve gidilecek! Öyle şeyler.
Bu blogu çok boşladım, biliyorum. Ne iyiyim ne kötüyüm bu aralar. İki gün önce berbattım. Hayat çok tuhaf seyrediyor bazen.
Bazı adamlar var, mesela Melih Cevdet Anday gibi, ya elinizdeki kitabı bizzat yazmıştır, ya çevirmiştir, ya da hakkında bir eleştiri yazmıştır. Peki sevgili Anday, nası yani? Hiç mi nefes almadın yahu? Fakat ne başarı! Keşke laptobum ve TV olmasaydı. O zaman en eğlenceli aktivite kitap okumak olurdu ve Anday kadar olmasa da şu ankinden daha çok okurdum.
Ha bir de, tavuk haşlarken içine karanfil, nane, havuç, taze soğan, kereviz, fesleğen filan atın ilk taşımdan sonra AMA sakın ola ki tavuk suyunu kullanacaksanız anında süzüp başka kaba aktarmayı ertelemeyin! Sakın! Şehriye mi içtim karanfil suyu mu anlamadım.
Son olarak: http://www.pandora.com/ başarılı bir müzik sitesi.
Ya da parkta bir çocuk gülümseyip sana el sallar sen de göz kırparsın, sonra o göz kırpmaya çalışır, beceremez de, gülersin filan
Veya en basitinden bir gün de dersin erken biter, hava ılıktır, sevdiğin arkadaşlarınla ağdalı aşk sohbetlerinden bulutlar kadar hafif konulara geçiverirsin göz makyajın yanağından akmayı bitirip boynuna doğru henüz ulaşamamışken
Ne bileyim bahar gelsin istiyorum bence ben. Eli de kulağında ama "mart kapıdan baktırır/kazma kürek yaktırır". Bir de İzmir'de bahar 3 gün bilemedin bir haftadır. Ben, baharı kovalamak istiyorum. Eğer bahar şu anda Avusturalya'da bir yerlerde çiçek açtırıyorsa mesela, ben o çiçeğin açışını görmek istiyorum.
Bu soğuk ve kapalı havalar benim ruhumu da kapatıyor gibime geliyor. Bir nevi işaret uyarıcı gibi: depresyona girilecek! Annenin elinde pijamayla gelmesi gibi tam Parliament sinema klübü sunarken: yatılacak! - en eğlenceli yerinde yapılmaz ki! Penaltılarda akşam ezanının okunması gibi veya: eve gidilecek! Öyle şeyler.
Bu blogu çok boşladım, biliyorum. Ne iyiyim ne kötüyüm bu aralar. İki gün önce berbattım. Hayat çok tuhaf seyrediyor bazen.
Bazı adamlar var, mesela Melih Cevdet Anday gibi, ya elinizdeki kitabı bizzat yazmıştır, ya çevirmiştir, ya da hakkında bir eleştiri yazmıştır. Peki sevgili Anday, nası yani? Hiç mi nefes almadın yahu? Fakat ne başarı! Keşke laptobum ve TV olmasaydı. O zaman en eğlenceli aktivite kitap okumak olurdu ve Anday kadar olmasa da şu ankinden daha çok okurdum.
Ha bir de, tavuk haşlarken içine karanfil, nane, havuç, taze soğan, kereviz, fesleğen filan atın ilk taşımdan sonra AMA sakın ola ki tavuk suyunu kullanacaksanız anında süzüp başka kaba aktarmayı ertelemeyin! Sakın! Şehriye mi içtim karanfil suyu mu anlamadım.
Son olarak: http://www.pandora.com/ başarılı bir müzik sitesi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)